ÇÖZÜM ELBETTE BİZDE..!!
Sevgili dostlarım, referandum arifesinde olduğumuz şu günlerde siyasetle yatıp siyasetle kalkıyoruz.
Her yerde olduğu gibi, bizim sektörde de kıyasıya bir evet, hayır ile ulaşımın yeni aktörü Otobüs A.Ş var gündemde
Beni şahsen ve yazılarımdan tanıyanlar bilirler ki siyasetten pek hoşlanan biri olmadığım gibi yazılarımda da günlük politik konulara girmem. Kendisine siyaset üstü bir misyonu takınmış biri olarak, şahsen siyasetin ayrışmalara neden olduğunu düşünürüm. Tabi dürüst siyasetin mutlaka yapılması gerekir, ancak bu benim işim değildir.
Benim işim,Yunus’un işidir.
‘’Yani, kavga değil sevgi; kalpler kırmak değil, gönüller yapmaktır’’.
Bunun için de adresim siyaset değil, benim gibi düşünen dostlarımın yer aldığı bir çatıdır..
İstanbul’umuzda son yıllarda maalesef mazisindeki zengin kültürel ve sosyal dokusunun hilafına çorak bir süreçten geçiyor.
Hayatımın son 13 yılını kent içi toplu taşım sektöründe işletmecilikle geçirmiş biri olarak bunu söylerken, sektörde yapılmak istenen yeniden yapılanma ve ihale süreçleri,Ayazağa Garajı Vip otobüs taşımacılığı şimdide Otobüs A.Ş kılıfını hep hayret ve ibretle izlemişimdir ekmeğini takip eden meslektaşlarımın da farkında olan nice dostların tespiti de hep bu yöndedir. Bu durumun sebepleri nedir, bilinmez ama bildiğim bir gerçek var ki; ülkemizin sorunlu yapısından kaynaklı bir takım kötü niyetli rant avcılarının, İstanbul’da çeşitli sebeplerden dolayı bu istek ve arzularından bir türlü vaaz geçmemişlerdir,sektörün sıkıntılı bir durumla karşı karşıya olduğu çok açıktır.
Sektör için faydalı çalışmalarının olacağına inandığım bir çok arkadaş bilinçli küstürülüp pasivize edilip bir şekilde benim gibi köşesine oturtulmak istenmesinde anlamış değilim kent içi toplu tasım için değerli insanı burada tutmanın yeni beyinler yetiştirmenin yolu neden kapalıdır?
Neden kapatılma gayreti içinde olunuyor anlamış değilim ,kanlı bıçaklı düşmanmış gibi davranmak kimi büyütecek Sektör içinde özgün işler çıkaran insanımıza neden sahip çıkılmamaktadır?
Peki çözüm yok mu?
Çözüm elbette var ki bu yazıyı kaleme aldık ve ciddi bir oluşumun eşiğindeyiz.
Hamdolsun, karanlığa küfredenlerden değil, kalkıp bir mum yakmaya çalışanlardanız. Bize göre çözüm ise; bir yerlerden başlayıp en azından mevcut potansiyeli harekete geçirebilmektir.
Evet dostlar.!
Çaresiz değiliz, çare biziz. Biz iyi niyetlerle yola çıkıp birliğimizi sağlarsak, Allah’ın rahmeti de bizi kuşatacaktır. Bizim inancımızda, birlikte rahmet ayrılıkta azap vardır. Birlikten kuvvet ve sinerji doğacağına inanan beş on fedakar arkadaşımızın teşebbüs ve gayretleriyle geldiğimiz şu aşamadan sonra, inşallah çok kısa zamanda büyük mesafeler alıp yalnız İstanbul da değil, Türkiye çapında ses getirecek hayırlı faaliyetlere imza atacaktır .
Nasıl bu kadar emin konuşuyorsun diyenlere; kendime, arkadaşlarıma ,esnaf kardeşlerime emeğe ,sermayeye ve İstanbul’da ki can dostlarına güvendiğim için diyorum. Evet bir kez daha söylüyorum ki , biz inanıyoruz ve o yüzden de çok güçlüyüz. Nüfusu ve ekonomik potansiyeli bizim kadar olmayan sektörlerde bile bu organizasyonlar yapılıp ses getirirken, bizim yaşadığımız memlekette büyük bir cevher ve potansiyel olduğu halde harekete geçmemek, atâlet ve miskinlikten başka neyle izah edilebilir.
Nasrettin hoca misali; un varken, yağ varken, şeker varken helva yapmamak, ihanet değilse bile büyük bir gaflettir. Artık bu derin gaflet ve uykudan uyanmanın vakti geliyor ve geçiyor bile. Bu güzel organizasyonla uyuyan dev uyanacak, fikir üreten bilen yapan, her kim varsa burada kendisine yer bulmalı ve kendisini ifade etmelidir artık küçük olsun benim olsun hep bana rab bana son bulmalıdır bilinmelidir ki korkunun ölüme çaresi yoktur.
Bu çatı, Yunus’un tabiriyle gökyüzü çatısı olmalı orada işi bilen herkese yer bulmalıdır Mevlana felsefesiyle, şiddete bulaşmamak kaydıyla her kim olursa olsun,
hangi düşünceden olursa olsun gelebilecek ve hüsnükabul görmelidir . Burada Hacı Bektaşi Veli erkanınca,Yetmiş iki buçuk, millete aynı gözle bakılacak, kimseye kimliği, cinsiyeti, memleketi, partisi, mezhebi ve meşrebi sorulmayacaktır. Evet dostlar, adlarımız farklı olsa da hepimizin amacı ekmek , sektörümüz toplu taşımaysa ,sonra; dillerimiz farklı olsa da hep aynı şarkıyı söyledikten sonra gerisinin ne önemi var.?
Diyen dostlarım bana büyük ümit veriyor . Öteden beri hep düşündüğüm birlik beraberlik faaliyetlerin hayalleri zihnimin en güzel köşelerini süslüyor.
Hayalimdeki sözle bitirmek isterim ‘Karanlığın en koyu anı, aydınlığa en yakın andır’ derler. Çoğu gitti, azı kaldı ve aydınlık günlere çok az kaldı. Aydınlık bir İstanbul l ve aydınlık bir Türkiye için şimdiden kent içi toplu taşım için insana hizmet için hayırlı uğurlu işler yapalım.
Allah yar ve yardımcımız olsun diyorum
Sedat ŞAHİN
|