İstanbul Halk Ulaşım A.Ş. Yönetim Kurulu Başkan Vekili İbrahim Kala; kurumlaşmadan önce, halkın gözünde halkçıların nasıl göründüğünün araştırılmasını istiyor ve “önlem de buna göre alınmalı” diyor
ÖNEMLİ olan; kendi kendimizi tanımlamamız yahut kendimize uygun bir tanım üretmemiz değildir. Bence en önemli olanı nasıl tanımlandığımızdır.
Bizi hizmet ettiğimizi söylediğimiz halkın nasıl tanımladığı ve bizi nasıl gördüğü...
Ben bir öğretmenim. Daha doğrusu yıllardır öğretmenlik yaparak bugüne gelmiş emekliliğini kazanmış, emekli bir öğretmenim.
Bu nedenle de insan ilişkilerinde ne olduğun kadar, en çok nasıl tanındığın ve nasıl göründüğünün önemli olduğunu iyi bilenlerdenim...
Halk arasında, “sen ne olursan ol. Seni nasıl görüyorsam, sen benim gözümde öylesin!” bu söz önemlidir. Önemsenmelidir...
Özel halk otobüsçüleri halk gözünde nasıl görünüyor?
Hizmet verilen halk, bizi tanımlarken ne diyor?
Bunları bilmemiz ona göre kendimize çekidüzen vermemiz gerekmiyor mu? Bugün şirketlerin bu konuyu biraz savsakladıklarını görüyorum. En azından gerçekten tam bir frekans birliği içerisinde hemen, beklemeden bu işe el atmıyoruz. Gecikmelerin olduğu fasılalı yaklaşımlarla zaman yitiriyoruz. Kendi kendimize tanımlar koyarak, ne olduğumuzu ilan ederek bir yere varmamız mümkün değil. Bütün bunlar; olsa olsa, sadece bizim birer temennilerimiz sayılır o kadar...
Oysa bizim nasıl algılandığımızı öncelikle tespit etmemiz gerekiyor. Mesela sıklıkla şirket müdürleri toplanır, kararlar alır ve başkanlar kuruluna bunları iletir. Başkanlar da bu konuda gündemi oluşturarak konuları ele alırlar. Ancak arkasından ne hikmetse yine ayni şeyler sürer gider. Fikri takip yok..
Vakit kaybetmeden ve işi üstlenerek öncelikle nasıl göründüğümüzü anlasak.
Bunun için halkla ilişki halindeki arkadaşlarımızın durumlarını incelesek daha çabuk sonuca ulaşmış olmaz mıyız?
Bence oluruz. Hem de kesin sonuçlar alırız. Değerli sürücü arkadaşlarımız var. Ama binlerin içinden birisi nahoş bir hata yapınca onların hiç birinin hükmü kalmıyor.
Öne o hatalı davranış çıkıyor.
Son zamanlardaki söylemlerimiz eğitim üzerine yoğunlaştı. Buna destek veriyorum elbette ama orada da bir savsaklama yok mu?
Ben asla bunu şu şirket yahut şu kişi şu görevli yaptı demiyorum. Ben sistemin kurulu çarkı bu savsaklamanın yapılmasına zemin hazırlıyor diyorum. Elbette bazıları da bunu tetikliyor olabilir! Orasını bilemiyorum..
Madem eğitim dedik.
Neden yapmıyoruz?
Ne bekliyoruz ki...
Hemen harekete geçelim. Tutalım bir yer. Belirleyelim konuları ve başlıklarını;
“Kurumsallaşma”
“Trafik Bilgisi”,
“İnsan İlişkileri”
“İşletme Bilgisi”...
Bu konularda tutalım 4 uzman hoca. Versinler eğitimlerini hemen bizlere...
Belediye gelir dinler mi, İETT destek verip de işin ucundan tutup destek verir mi görürüz. Bunu da halkımıza anlatmak için basını çağırır halkın değerlendirmeleri karşısında onların beklentileri için yaptıklarımızı anlatırız.
Onlar da halka bilgi arzını gerçekleştirerek bizim ne olduğumuzu ve ne olmak istediğimizi anlatırlar... Hepsi bu. Bizim yapacaklarımız sağdan da soldan da budur...
Birileri önümüzü açsın birileri bize kızmasın, herkes bize destek versin diyerek beklersek daha çok bekleriz... Sevgili dostlara önerim; alınan kararların gerektirdiği icraatları biran evvel yapmak, bundan önce de halkın gözünde ne olduğumuzu öğrenip kendimizi, bizden beklenilen şekilde yenilemeye canı gönülden hazır olduğumuzu göstermektir.
Bunun için; gerçekten birlikte, gerçekten ve isteyerek halkın beklentilerine uygun şekilde, işimize sarılarak, belirlediğimiz şeyleri yapmak, emin olun bizlerin arzu ettiğimiz biçimde tanınması için yetip artacaktır...”
|