
Bazı tereddütler sıkıntı verebilir...
SON gelişmeler karşısında; özellikle İBB uygulamalarında İBB-İETT paslaşmaları şeklinde ortaya çıkan durum karşısında özel halk otobüsçüleri olarak takındığımız tavırlar beni, ciddi biçimde endişelendiriyor.
Toplanıyor, konuşuyor ve gereken tavrı ortaya koyuyoruz. Amma; bir türlü bunu fiiliyata geçiremiyoruz. “Soralım-danışalım-kırmayalım” önceliğinde birbirimizi bile sanki pek kaale almaz gibi işleri geçiştiriyor gibiyiz.
Dünya genelinde toplu taşıma sistemleri bir çerçeveye alınıyor. Çokuluslu sermaye; bu konuda, şansa yer bırakmayacak biçimde, sistemler kurduruyor. Yeni nesil araç pazarında, daraltarak kontrol etme dahil bir sürü girişimleri meşrulaştırmaya çalışıyor. Aynı zamanda, ulusal ama lokal kalmış, istikbal vadedici üreticileri sistem dışına atmaya hazırlanıyor. Uluslararası üretici olma vizyon ve misyonu ana öncelik sayılıyor. Özelleştirmelerde de giderek çok uluslu konsorsiyumla birlikte ve kurumsal ama çokuluslu olma tercihli, işletmeciliğe dönüştürülmesi gibi bir durum var...
Bunlar olurken, bizler hala eski yaklaşımlarla meselelere bakıyoruz. Anlaşılır ve ciddi biçimde ezilip geçilemeyecek güç olduğumuzu göstermede isteksiz gibiyiz.
Bana öyle geldiğini umarak, neden böyle yapıyoruz sorusunu sormak istiyorum. Ulaşım alanında; tabi olduğumuz otoritenin; gelişmeleri algılama yeteneği ve buna uygun benimsediği davranış önceliklerine göre yol almasından doğalı elbette ki olamaz.
Buna diyeceğim de yok. Ben; bize olumsuz etki edecek karar ve uygulamalarına, alternatif önerileri sunmak, bağlı olduğumuz idareden hakkaniyetli uygulama ve sistem oluşturmasını isteme hakkımızı kullanalım diyorum.
Bunu yaparken tereddütlü olmamızı anlamıyorum...
Özel halk otobüsçülerinin geleceğini ortadan kaldıracak denli keskinlik ve anti demokratik uygulamalara, varsa gayrı yasal oldu bittilere, doğrudan doğruya yasal hakları kullanarak karşı çıkma gibi bir sorumluluğumuz yok mu ki bunları yapıyoruz?
Ben; son ihale ile ilgili kararsızlığa, en çok da entegrasyonu bozucu oran uygulamasına karşı duruşumuzu anlamıyorum.
Geleceğimiz adına, gelecekte ilk sırada olma adına, en önemlisi, bekamız adına, ‘zararına da olsa bazı girişimlerde tereddüt etmemek gerek’ diyorum
Toplanıyor, konuşuyor ve gereken tavrı ortaya koyuyoruz. Amma; bir türlü bunu fiiliyata geçiremiyoruz. “Soralım-danışalım-kırmayalım” önceliğinde birbirimizi bile sanki pek kaale almaz gibi işleri geçiştiriyor gibiyiz.
Dünya genelinde toplu taşıma sistemleri bir çerçeveye alınıyor. Çokuluslu sermaye; bu konuda, şansa yer bırakmayacak biçimde, sistemler kurduruyor. Yeni nesil araç pazarında, daraltarak kontrol etme dahil bir sürü girişimleri meşrulaştırmaya çalışıyor. Aynı zamanda, ulusal ama lokal kalmış, istikbal vadedici üreticileri sistem dışına atmaya hazırlanıyor. Uluslararası üretici olma vizyon ve misyonu ana öncelik sayılıyor. Özelleştirmelerde de giderek çok uluslu konsorsiyumla birlikte ve kurumsal ama çokuluslu olma tercihli, işletmeciliğe dönüştürülmesi gibi bir durum var...
Bunlar olurken, bizler hala eski yaklaşımlarla meselelere bakıyoruz. Anlaşılır ve ciddi biçimde ezilip geçilemeyecek güç olduğumuzu göstermede isteksiz gibiyiz.
Bana öyle geldiğini umarak, neden böyle yapıyoruz sorusunu sormak istiyorum. Ulaşım alanında; tabi olduğumuz otoritenin; gelişmeleri algılama yeteneği ve buna uygun benimsediği davranış önceliklerine göre yol almasından doğalı elbette ki olamaz.
Buna diyeceğim de yok. Ben; bize olumsuz etki edecek karar ve uygulamalarına, alternatif önerileri sunmak, bağlı olduğumuz idareden hakkaniyetli uygulama ve sistem oluşturmasını isteme hakkımızı kullanalım diyorum.
Bunu yaparken tereddütlü olmamızı anlamıyorum...
Özel halk otobüsçülerinin geleceğini ortadan kaldıracak denli keskinlik ve anti demokratik uygulamalara, varsa gayrı yasal oldu bittilere, doğrudan doğruya yasal hakları kullanarak karşı çıkma gibi bir sorumluluğumuz yok mu ki bunları yapıyoruz?
Ben; son ihale ile ilgili kararsızlığa, en çok da entegrasyonu bozucu oran uygulamasına karşı duruşumuzu anlamıyorum.
Geleceğimiz adına, gelecekte ilk sırada olma adına, en önemlisi, bekamız adına, ‘zararına da olsa bazı girişimlerde tereddüt etmemek gerek’ diyorum













































































































































































































































































































































































































































































































































































































.jpg)