
İstanbul Özel Halk otobüsçüleri olarak; İBB tarafında yapılanları algılama sorunu yaşıyor muyuz?
Yoksa olup bitenlere mukadderat diyerek mi bakıyoruz?
Doğrusu bu konuda sağlıklı hüküm vermekte zorlanıyorum.
Şirketlerin yöneticileri olarak özel halk otobüsçülerinin geleceği noktasında kendimizi net ifade etme kararı alıyor bunun gereğini yerine getirme noktasında nedense geç kalma riskini her an üzerimizde hissederek sıkıntılı anlar yaşıyoruz.
Bunun neden yaşandığını tam olarak bilemiyorum. Kararsa mesele, kararı almışız. Ortak kararın gereği noktasında birleşmişiz.
Zannedersem dostlarım biz yaptığımız işi kamu hizmeti olduğu için ulvi bir yanı da bulunduğu, yerel yönetimlerin de bunda baş aktör olduklarını bildiğimiz için işi ağırdan alıyoruz.
İstiyoruz ki yerel yönetim otoritesi bu sorumlulukla önde olsun bizler hiç görünmeden sağlıklı kararlar alan belediye bağlısı ve onun denetiminde hizmet verenler olarak kalalım.
Hepimiz bu alışkanlığın bize yüklediği sorumluluk alışkanlığı gereği bu şekilde davranıyoruz. İtirazsız görünmemiz, kolay işlenebilir noktada görünmemiz bu yüzden olmalı.
Yasaların gerektirdiği biçimde hizmeti planlayacak olan planlaması gereken gerçekten de yerel yönetimlerdir.
Gerçekten de bizlere fazla konuşmak açıklama yapmak gerekmiyor.
Bize otorite adına onun desteği denetimi ve istediği biçimde taşımak yetişiyor.
Ama gelişmeler ne yazık ki bizim bu yaklaşımımızın doğru olmadığı yönünde.
Ülke genelinde istense de istenmese de bir özel halk otobüsçülüğü taşıma şekli ortaya çıkmıştır.
Bu şekil şimdilik standartlara kavuşturulmadıysa da bu oturmuştur.
İstanbul 2054 adet özel işletmeciyi her ne kadar bağlısı bireysel taşımacı yardımcıları görse de böyle bir olgu ülke geneline hakimdir.
Doğrusu da budur
Bizim bu doğrunun gereklerini yerine getirmemiz önce idareye kendi projelerimizi sunmamız şart.
İdare bizi dinlemeli bize kulak vermeli. Ancak bunun ön koşulu da birlikte tek ses tek yumruk olmakla mümkündür.
Ne yazık ki eften püften sebeplerle ayrılıklara düşmekteyiz.
Gerçeği kavramakta acele etmeli ve ağırlığımızı açık biçimde hissettirecek davranışlara katkı sunan yaklaşımları ortaya koymalıyız.
Vakit daralıyor ve biz örnek olacağımıza Anadolu’nun kaygıyla izlediği taşımacılar gibi görünüyoruz. Bu gidişata biran evvel son vermeliyiz













































































































































































































































































































































































































































































































































































































.jpg)