
İnsanın en büyük dostu zorluklardır. İnsanı karşılaştığı zorluklar güçlendirir. Özel halk otobüslerinden kaldırılan biletçiler ve Ağustos ayı sonunda yapılan Otobüs A.Ş. ihalesi sonrası sistemin artık tek kurtuluşu ve kendini doğru temellere yaslaması kurumsallaşmaya bağlıdır. Sektörde konu ne olursa olsun her türlü etkileşim ve iletişimde doğru olan artık
belirli kuralların hakim olması ve gelişmelerin iyi takip edilmesine bağlıdır. Sivil toplum örgütleri toplumsal gelişimin, itici gücü ve vazgeçilmez unsurlarıdır.
Mesleki sivil toplum örgütleri temsil ettikleri meslek grubunun sosyal, ekonomik ve
kültürel gelişimini sağlamak, sorunların çözmek, çalışma koşullarını iyileştirmek, sürdürülebilir bir çalışma ortamı sağlamak için politikalar oluşturmak ve bu politikaların gerçekleşmesi için gerekli tüm süreçleri ilgili kurum ve kuruluşlar nezdinde takip etmekle yükümlüdür.
Artık kesin olan sektör çıkmış olduğu geri dönüşü olmayan, dönmemesi gereken bu yeni yolda var olmak ve yaşamak kendini ifade etmek adına;
-Başarı,
-Üstün ve kaliteli hizmet,
-Müşteri memnuniyeti,
-Zamandan ve personelden tasarruf,
-Maliyeti azaltma
v.b avantajlar sunan bu sihirli şeyi biraz irdeleyelim.
Hangi gün ne yapacağı belli olmayan, nerde sabah orda akşam bir hayat yaşayan, günlük çözümlerle hayatını sürdürmeye çalışan, gelişigüzelliği tercih eden bir insanın, bir kurumun, başarılı işlere imza atması zordur. Hatta imkansızdır.
Söz konusu olan çok ortaklı hizmet şirketleri ise kurumsallaşma daha da büyük önem taşır. Çünkü işin tepesinde sektöre maddi yatırım yapan üyeleri yer alır. Üyeleri birbirlerine ortak kazançta buluşmak bağları ile bağlıdırlar. Yani işte ki birliktelik veya ortaklıklarından önce maddi bağ ile buluşurlar. Akrabalık bağı ise duygusal kökenlidir. Kısacası aile duygusal ilişkilerin hakim olduğu bir birlikteliktir. Oysaki işletme, mantığının ve bunun uzantısı kuralların hakim olduğu bir sosyal kurumdur. Bu aile ilişkilerinde kuralların olmadığı anlamına gelmez. Ailede de kurallar vardır. İş yerinde de duygular vardır. Ama aile ilişkilerinde belirleyici olan baskın ilişki biçimi duygusal, iş yerinde ise mantık kökenlidir.
Bir insanın günlük yaşamında kurallı olmaması, başına birçok sıkıntılar getirir. Ayrıca hedeflerine ulaşmasını da engeller. Sabah ne zaman kalkacağı belli olmayan, kişisel bakımını düzenli yapmayan, işine gidiş ve gelişini düzenlemeyen, insan ilişkilerinde belirli bir kaliteyi gözetmeyen, toplumda yerleşik sosyal kuralları göz ardı eden, yaşadığı mekanlarda salt bireysel arzu ve isteklerine göre hareket eden bir insanın, çevresi ile sağlıklı ilişkiler kurması, kişisel ilişkilerinde, işinde ve toplum hayatında başarılı olması zordur.
Çünkü tek başımıza yaşamıyoruz ve diğer insanlarla birlikte yaşam, belirli kuralları zorunlu kılıyor. Birlikte yaşama tercihi, başkalarına saygıyı, bu ise belirli kuralları getirmiştir. Bin yılların içinden süzülerek gelen bu kurallar, hayatın daha yaşanabilir ve rahat olmasını sağlar.
Aynı durum bir kurum için de geçerlidir. Herhangi bir kurum, belirli insanların bir araya gelmesiyle oluşur. Kurum yönetiminin temel hedefi, bir grup insanın çabalarını birleştirerek belirlenmiş olan amaçlara ulaşılmasını sağlamaktır. Bu ise kurumdaki her işlevin, belirli bir
sistematiğe ve kurallar zincirine göre gerçekleşmesine bağlıdır.
Bu anlamda, hele bir sivil toplum kuruluşu bahse konu ise kurumsallaşma daha da önem kazanmalıdır. Yöneticiler, belli yazılı kurallar çerçevesinde dayanağı ve izahı olan kararlar vermeli, icrayı ise belli prosedürler içerisinde karara uygun uzman kişiler takım çalışması içerisinde hayata geçirmelidir.
Bu kurumsallaşma denen şey hiçte zor değil! Her şeyi ben bilirim ve ben yaparım diyen yöneticilerin (Bireysellik, bencillik, bencilik) değil de, her şeyi benim personelim bilir, her şeyi benim personelim yapar (Takım çalışması, dayanışma, koordinasyon, işbirliği) diyen yöneticilerin istihdam edilmesi veya seçilmesi bu işin kilit taşlarını oluşturacaktır.
Bunun için;
-Önce sektördeki mevcut insan kaynaklarının eğitilmesi,
-Yeni işe alınacakların şoförlerin belli kurallara göre istihdam edilmesi,
-Yazılı prosedürlerin kurumsal yapıyı çalıştıracak şekilde oluşturulması,
-Kurumsal yetenekleri olan yöneticilerin atanması veya seçilmesi,
-Karar ve icra organlarının kurumsallık çerçevesinde oluşturulması
hususların yerine getirilmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, sektöre kurumsallık kazandıracak şekilde eğitimin yönlendirilmesi hayati bir konudur.eğitimler sektörümüze kurumsallık kazandıracak personel yetiştireceği için de ayrıca önem arz etmektedir.
Saygı ve sevgilerimle!













































































































































































































































































































































































































































































































































































































.jpg)